1/5/2009 · Kategori: edebiyat_siir
BEN SEVENİM
Güzel olan her şeyi severim
Sevgi, dostluk, hoşgörü benim
Sevdim mi inan gülüm tam severim
Kara sevdadır inan diğer adım
Dilersen sevgili, eş hayatınım
Dilemezsen bacı, kardaş olayım
Savaşta barışta hep yanındayım
Yaşamı senle omuzlamak amacım
Gülüşüne canım hayatım adarım
Kara sevdadır inan diğer adım
Dilersen sevgili, eş hayatınım
Dilemezsen bacı, kardaş olayım
Öğretmen, işci, polis, vekilim
Seni okur seni yaşar öğrenirim
Günüme adın ile başlar gülerim
Kara sevdadır inan diğer adım
Dilersen sevgili, eş hayatınım
Dilemezsen bacı, kardaş olayım
Dünyada sen en tatlı varlığım
Göremediğim güne lanet ettiğim
Yoksan sen doğmaz bil güneşim
Kara sevdadır inan diğer adım
Dilersen sevgili, eş hayatınım
Dilemezsen bacı, kardaş olayım
Sevgilin, dostun, kardaşın olayım
Hayatımı düşünmeden sana adarım
Sen yoksan canım nasıl yaşarım
Kara sevdadır inan diğer adım
Dilersen sevgili, hayatınım
Dilemezsen bacı, kardaş olayım
Gönlüm sevdi yarını düşünmedim
Bugünümde varsan ben yetinirim
Sensizlikte yiğidim ölmekteyim
Kara sevdadır inan diğer adım
Dilersen sevgili, eş hayatınım
Dilemezsen bacı, kardaş olayım
Hale BAŞKA
30-04-2009
saat:18.40
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
21/4/2009 · Kategori: edebiyat_siir
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...![]()
![]()
![]()
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.![]()
![]()
![]()
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,![]()
![]()
![]()
seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de ![]()
![]()
![]()
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla![]()
![]()
,köpek görürsen okşa ![]()
![]()
,
çocuk görürsen yanağından makas al.![]()
![]()
![]()
![]()
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
![]()
![3]()
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
Arkadaşım
hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
10/4/2009 · Kategori: edebiyat_siir
BEDİRHAN GÖKÇE HER CUMA AKŞAMI SAAT 23.30 DA KANAL 1 DE İZLEMENİZİ TAVSİYE EDERİM
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
28/2/2009 · Kategori: edebiyat_siir
İhtiyar Adam tapu dairesinden çıkarken sevinçliydi. Kendi kendine düşünüyordu; "-Oh. . Be ferahladım. Ölümlü dünya". Oturduğu evin tapusunu, çocuğunun üstüne kaydettirmişti. Tapu dairesinden çıktıktan sonra bir küçük lokantada öğle yemeğini yedi, vakit geçirmek için parkları dolaştı. Bir parkta Cem Karaca'nın şarkısı çalınıyordu; "Allah Yar! Allah Yar!". Akşama doğru eve gitmek için yola çıktı. Bir yandan düşünceler içindeydi;
-Biz öldükten sonra bir sürü işlemle uğraşması gerek. Ne diye eziyet çeksin yavrum. Oğlunun kendisini nerdeyse zorla doktora götürüşü aklına geldi;
"-Kerata amma ısrar etmişti. Sağlığıma verdiği önem kadar, ziyarete gelmeye de önem verse ya.
" Bir an dalgınlaştı;
"-Gerçi, gelin bizle geçinmeye çalışmıyor ama..."
derin bir nefes aldı
"-Boş ver canım, ne de olsa torunlarımın annesi.Eşine, çocuklarına iyi baksın da..."
Biraz da kendini teselli etmek için söylendi ..biz bu gün varız, yarın yoğuz. "
Evine yaklaşınca yine durgunlaştı,
"-Bakalım hanım ne diyecek? Gelin gelip-gitmiyor diye biraz kırgın ama.... "
Düşünceler içinde zili çalarken, güler yüzlü olmaya çalıştı;
"-Yook, iyi oldu canım.Biz ölünce oğlan rahat edecek, kötü mü?"
Hanımı kapıyı açtı. Gülümsemesini bozmamaya çalışarak hanımına;
-Nasılsın hanım bu gün bakalım? Hanımı elindeki çiçek suladığı kabı gösterdi;
-Ne yapayım, bir iki çiçekle uğraşıyorum yeşillik olsun diye. Eve girerken devam etti;
-İnsan şehirde özlüyor çiçeği, yeşilliği.
-Eee. . köy gibi olmaz buralar tabii. Kadının durgun yüzünde acı bir tebessüm dolaştı;
-Köy gibi olmaz dimi? Şimdi köyde olsak ne güzel olurdu. İhtiyar Adam bir an yüzüne baktı hanımının;
-Sen köyü pek sevmezdin! Geçen sene bir ay kalalım demiştim de
-Ben torunları özlerim. " Diye tutturmuştun. Kadın, yüzünü çiçeklere doğru döndü;
-Ne bileyim ben, düşündükçe bunalır oldum buralarda. İnsan çocukluğunun geçtiği yerleri özlüyor. Ağaçların altında, bahçelerde yürümeyi özlüyor.
-Allah Allah ! Tamam hanım gideriz. Sen iste yeter ki. Hele havalar ısınsın biraz gideriz
-Havalar Kim bilir ne zaman ısınır. Beklemek şart mı?
-Yahu hanım, bunca yıllık eşimsin hala seni tam anladım diyemiyorum. Bir gün köye gitmem diye tutturuyorsun, bir gün de hemen gidelim diye. Dur da bu gün ne oldu anlatayım. Kadın endişeyle baktı kocasına;
-Noldu, oğlanı mı gördün?
-Yok canım, nerden göreyim ! Koltuğuna oturdu, koynundaki tapu kağıdını çıkardı.
-Bu nedir biliyor musun?
-Hayırdır? -Hanım, yarın n3e olacağı belli olmaz, vademiz gelir de ölürsek,oğlumuz kapı kapı uğraşmasın, diye evin tapusunu onun üstüne yaptım. Hanımının tepkisini beklerken, onun yüzündeki acı gülüşü gülümseme sandı.Hanımı fısıldar gibi söylendi;
-Oğlumuz da bu gün buraya gelmişti, öğleden önce.
-Öylemi, vay hayırsız. Demedin mi, 'uzun zamandır niye gelmiyon' diye.Seni üzülmesin diye söylemiyordum ama 'bizi unuttu', diye kızmaya başlamıştım. Torunları da getirdi mi?
-Murat'ı getirmiş. O da "-Sıkıldım, gidelim. " Deyip durdu.
-Vay kerata vay. akşam gelse de ben de görseydim. Neyse, hayırdır, gündüz vakti niye gelmiş ? Hanımı elindeki kapta suyu bitmiş olduğu halde, çiçekleri sular gibi durarak masadaki kağıdı gösterdi;
-Şu kağıdı getirmiş. İhtiyar Adam, hanımının sesinde bir titreme hissetti ama emin olamadı.İçindeki sevinci kaybetmemeye çalışarak masadaki kağıda uzandı. Bir mahkeme kararı olduğunu gördü. Yaşlı kadın kızaran gözlerini kocasının görmemesine dikkat ederek, eşinin kolundan tuttu koltuğa oturmasını sağladı, tekrar çiçeklere doğru uzaklaştı. İhtiyar Adam, yakın gözlüğünü çıkardı ve içinden yavaş yavaş okudu. " Yaşı ilerlediği ve aklı muhakemesi yerinde olmadığına ve ekonomik varlığını idare ve idame edemeyeceği, ekteki doktor raporuyla da tespit edildiğinden, taşınır ve taşınmaz varlıklarının, resmi varisi oğlu Süleyman tarafından idaresine karar verilmiştir. " Resmi kağıt, yaşlı adamın elinden yavaşça yere kaydı. Başını yere eğdi, kağıda boş boş bakmaya başladı. Hanımı, gözlerini sildikten sonra çiçeklerin başından ayrılıp yanına geldi. Eşinin titreyen ellerini tuttu. İhtiyar Adam, oğlunun neden kendini doktora götürdüğünü anlamıştı.. Yüreğindeki sızıyı bastırmaya çalışarak;
-Üç senedir uğramadık, köydeki ev ne haldedir?
-Canım ne olacak, bir gün de temizlerim ben.
-O evde, dizlerin üşürdü senin. İhtiyar kadın, daralan göğsünü hafifçe bastırdı, "Yüreğimin üşümesi daha kötü diye düşündü".
-Merak etme, üşümem...üşümem...
-Yarın mı gidelim diyordun?
-Sen bilirsin bey.
-Eşyaları bir taksiye atarsak, Son otobüse yetişiriz.
-Olur. . Köyde zaten iyi kötü eşya var, ben hemen hazırlanırım.
-Hazırlan. şu kağıdı da tapuyla beraber masaya koyuver, oğlan gelince aramasın. İhtiyar adam, içinden düşünüyordu,
"-Dünya fani, Allah Yar" İhtiyar kadın, birileri gelmeden gitmek ister gibi telaşla hazırlanıyordu. Giysileri bir çantaya tıkıştırdı. Fotoğrafları duvardan toplarken oğlununkine bir an baktı, aldı, bir an düşünüp çantaya koymaktan vazgeçti. Masadaki kağıtların üstüne ters olarak bıraktı. En son duvardaki bir küçük patiği aldı, öptü. Bu büyük torununa ördüğü ama küçük gelmeye başlayınca hatıra olarak sakladığı mavi patiklerdi. Çantaya, fotoğrafların üstüne yerleştirirken, mavi patiklerin üstüne düşen göz yaşlarını yavaşça sildi.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
17/2/2009 · Kategori: edebiyat_siir
SEVMEYİ BİR DENE
Yüzüne yayılan bir gülüş istedim senden
Sevecen bir bakış görmek gözlerinden
Gönlünde açmasını rengarenk güllerin
Hayata daha sıkı sarılmanı istedim ben
Kimler geldi geçti hayatından habersizce
Derin izler bıraktı yüreğinde umarsızca
Küstürdü seni sevmeye ve de sevilmeye
Silmek isterdim o çirkin izleri yüreğinden
Kapama kapılarını aşkın esen yellerine
Sırtını dönme ne olur sana uzanan ellere
Sana sunulan sevgilere umarsızca gülümseme
Hayata sıkı sıkı sarılmak için güvenmelisin
Öyle çabuk geçiyor ki anlamadan ömür dediğin
Önümüzde yok geride bıraktığımız kadar günlerin
Kırgınlıkları bırakıp sevmeyi sende denemelisin
Yaşama sıkı sarılıp içindeki yaraları sarmalısın
Çocuksu masum hayaller kur sende düşlerinde
Gözlerin ağlamasın geçmişte yaşadıklarına
Çile defterin hala dolmamış yaşın geçse de
Kır şu zincirleri ne olur sevmeyi bir dene
Hale Başka
15-02-2009
saat:14.46
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!